Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Fırında Levrek Balığı

Fırında pişen balık benim için tam bir kurtarıcı. Ev kokmuyor, üzeriniz kokmuyor, kötü kokulu tava temizlemek zorunda kalmıyorsunuz, pratik yoldan balık pişmiş oluyor. Fırında balık pişerken salatayı da yapınca sofra hemen hazır. Bu yüzden fırında pişen balıkları daha çok seviyorum. Levrek balığını daha önceleri hep kızartarak tükettik bu defa fırında pişirmeye karar verdim. Üzerinde farklı malzemelerle pişirdim şahane oldu. Kesinlikle denemenizi tavsiye ederim.

Fırında Levrek Balığı

Fırında Levrek Balığı

Malzemeler:

  • 2 adet levrek
  • 1 adet kuru soğan
  • 1 adet kırmızı biber
  • 1 adet limon
  • 5-6 adet kültür mantarı
  • 1 adet domates
  • 3 adet defne yaprağı
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı
  • 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Kekik
  • Tuz

Yapılışı:
Balıklarımız temizlendikten sonra iyice yıkıyoruz. İçini ve dışı tuzlayıp kevgirde suyunun süzülmesini bekliyoruz. Domates, limon ve kuru soğanımızı ince ince dilimliyoruz. Kırmızı biberimizi halka şeklinde doğruyoruz. Fırın tepsimizin içine aliminyum folyomuzu seriyoruz. Zeytinyağı ile kenarlarından 2 santim boşluk kalacak şekilde folyomuzu yağlıyoruz. Balıklarımızı fırın tepsimize yerleştiriyoruz, içine küp şeklinde tereyağı parçalarımızı koyuyoruz. (1 tatlı kaşığı tereyağını 2 balığa paylaştırıyoruz.) Etrafına, kuru soğan, kırmızı biber, mantar, domates, defne yaprağı yerleştirip, üzerine kekik ve tuz serpiyoruz.

Fırında Levrek Balığı

Fırında Levrek Balığı

Alimünyün folyoyu paket yapar gibi katlıyoruz. Kenarlarını sıkı kapatalım ki pişerken folyo şişiyor kenarları açılmasın.

Fırında Levrek Balığı

Fırında Levrek Balığı

200 derecede yarım saat pişirdikten sonra sıcak olarak servis tabağına alıp servis yapabilirsiniz.
Afiyet olsun

Ekşimiş Yoğurttan Çökelek Yapımı

Ekşimiş Yoğurttan Çökelek Yapımı

Bayatlayan ekmekler, ekşiyen yoğurtlar, sütler hepimizin başına iş açmıştır. Bazıları kolay yolu seçerek çöpe atarlar, bazıları kurtarmanın yollarını ararlar. İşte bende bu kurtarmanın yollarını arayanlardanım. Aslında bozulmadan tüketmek en güzeli, ama arada böyle kazalarla karşılaşmak mümkün. İşte bu kazalardan biri de ekşiyen yoğurdum. Çökeleği süt ile yapmışlığım çoktur. Hatta nasıl yapıldığını ev yapımı yoğurt yazımda paylaşmıştım. Geçen gece blogları gezerken (hangi blog olduğunu hatırlamıyorum yoksa ismini burada kesin paylaşırdım affınıza sığınıyorum) yoğurttan çökelek yapımı yazısını okuyunca aklıma ekşimiş yoğurdum geldi. Bu gün denedim ve tadını beğendim. Peynir konusunda çok seçici biriyim her peyniri yiyemem özellikle çökeleği, böreğin ve poğaçanın içinde yerim sadece. Ama bu çökeleği çok beğendim fotoğrafı çekmeden önce biraz tadına baktım şahane olmuş. İsterseniz kahvaltıda, isterseniz böreklerinizde, poğaçalarınızda kulanabileceğiniz çökelek tarifi. Ve artık ekşiyen yoğurtlar çöpe gitmekten kurtarılmış olacak…

Ekşimiş Yoğurttan Çökelek Yapımı

Ekşimiş Yoğurttan Çökelek Yapımı

Malzemeler:

  • Yoğurt
  • Gerekirse su
  • Tuz

Yapılışı:
Yoğurdunuz katı bir yoğurtsa biraz sulandırmanız gerekebilir, cıvık bir yoğurtsa suya gerek yok. Tencerenin içinde yoğurda tuz ekleyerek çırpma teli ile güzelce karıştırıyoruz. Orta hareretle ocağın üzerinde kaynayana kadar pişiriyoruz. Kaynamaya yakın kaşık ile karıştırırsanız peynirin oluştuğunu göreceksiniz. Kevgirin içine tülbent seriyoruz ve kaynamış yoğurdumuzu döküyoruz. Tülbentin ağzını sıkıca bağlayıp süzmeye bırakıyoruz.
Afiyet olsun

Kedi Fobisi

Yumak

Yumak

Kedi fobisi (korkusu) yaşamış biri olarak bu satırları kaleme alıyorum. Kedi korkum nasıl başladı önce bunu anlatmak lazım sanırım. İlk okula gittiğim yıllarda (2. veya 3. sınıftaydım) evimize yakın olan okula yürüyerek gider gelirdim. Bir gün okul çıkışı sokak kedisi arkama düşüp beni kovaladı. Evet yanlış değil köpeklerin insanları kovaladığı gibi kedi de beni kovaladı. Bu olaydan etkilenerek bundan 6 ay öncesine kadar kedilerden hep kaçtım. Kedi olan evlere misafirliğe gittiğimde o masum sevilesi hayvanları odaya kapattırdım. Hatta halamın kedisine senden korkuyorum benim yanıma gelme bile dedim. Kapımın önündeki paspasa kedi yattı diye evime giremedim, evdeysem dışarı çıkamadım. Ta ki eşimin işi vesilesiyle Uludağ’a gittiği benimde evde arkadaşlarımla kaldığım geceye kadar.

Tam bir hayvansever olan arkadaşımla evde kedi beslemenin artılarını ve eksilerini konuştuk, hemde saatlerce… 2. gecenin sonunda eşim eve döndü ve ertesi gün gittiğimiz Florya sahilinde yürüyüş yaparken bu konuyu enine boyuna konuştuk. Ve o gün eve kedi almaya karar verdik. Aklımda bir türlü şekillendiremediğim mevzuyu o gece şekillendirdim. 15 gün sürekli internet başında daha öncesi hiç alakam olmayan kedilerin cinsleriyle başlayıp, bakımı, maması, kumu, aşısı, tırmak kesimi, eve getirdiğimiz ilk gece olabilecek normal ve anormal davranışları, hepsini hepsini araştırdım. Anlamadığım kafama takılan bütün olayları arkadaşımı telefonla arayıp sordum. Eve alacağımız cinse karar verince internette kedi ilanlarına bakmaya başladım. Ben zannediyordum ki petshop’a gidip bir adet kedi alıyorsun ve geliyorsun sanki reyondan bir paket çikolata alır gibi. Maalesef öyle değilmiş. Veteriner kliniğinde kalan iki kedi için görüşme yaptıktan sonra facebook’tan tesadüfen rastladığım Serpil hanım’ın komşusunun kedisinin resmini görünce adeta vuruldum. İlk görüşmenin ardından eşimle karar verdik. Gidip Simon’u alacağız ve evimize getireceğiz. Cumartesi akşamı alışverişe çıktık ve kedimiz için ihtiyacı olacak eşyaları aldık. Pazar günü heyecan içerisinde uyandım. Kadıköy’e gittik ve hem Serpil hanımla tanıştık hemde 3 aylık daha sabahleyin annesinden süt emmiş minicik kedimizi aldık. Eve gelirken aklımda olan isimden vaz geçip,kedimize koyacağımız isimleri düşünerek yolcuğumuzu tamamladık. Elimde taşıma çantasındaki kedim ile arabadan indim. Kapımın önüne sürekli yatan, benim ona tekir adını verdiğim kedi apartmanda önüme geçip kedime sanki selam vermek istedi. Ben ise elimde kedi kapımın önüne yatan kediden kaçarak asansöre bindim. Şimdi bu halime o kadar çok gülüyorum ki…
Eve kedi almaya karar verdikten sonra, yavaş yavaş kedilerden kaçmamaya başladım. Hayır sakin ol kedi sana birşey yapmayacak, rahat otur diyerek kendimi rahatlatmaya başladım. Bu evreyi atlattıktan sonra kedilere dokunmaya çalıştım. İlk günler başarılı olamadım ama sonraları dokunmaya başladım. Hatta itiraf etmeliyim ki ilk kucağıma aldığım kedi Serpil hanım’ın kucağından aldığım benim kedim oldu.
4 ay oldu kedimle birlikte geçen zaman, o kadar çabuk geçti ki… Kediler hiçte sandığım gibi yırtıcı, delici, vahşi hayvanlar değilmiş. Aksine o kadar masumlar, o kadar insancıllar ki kelimelerle anlatılamaz. İlk üç gece biraz sıkıntılı geçti annesinden, kardeşlerinden ayrılıp bize gelmesi, evde bize alışması, evimizin düzenine tamamen alışması neredeyse bir ay aldı. Şimdi o kadar mutlu ki…
Arkadaşım bana “o kadar farklı miyavlama şekli varki vakit geçince ne için miyavladığını anlıyosun” dediğinde çok şaşırmıştım. Şimdi kedimin ne için miyavladığını hangi saatlerde mamasını yediğini, hangi saatler uyku saati olduğunu hepsini biliyorum.
Şimdi halamın kedisi Duman ile aramızın nasıl olduğunu merak ediyorsanız hemen söyliyeyim senden korkuyorum otur dediğim için 3 yıldır beni gördüğü yerde oturuyor. :( Yanıma asla gelmiyor, iletişim asla kuramıyorum çünkü benden korkuyor.
Kedim Yumak ile aramı soruyorsanız çok iyi hatta çok çok iyi…
Kedimin adı Yumak sadece yumak diye seslenmiyoruz. Kullandığımız başka isimlerde var. Mesela, sürekli kuyruğumu sallayarak gezdiği için; dik kuyruk, kafasına göre kulakları büyük olduğu için koca kulak, miyavlamayı yeni öğrendiği, geldiğinde sadece meyaf dediği için; yayamaş meyaf, pembiş buyunlu, aşlan yavyusu kapyan payçası ve kaşı beyaz kullandığımız isimler arasında.
Şimdi kendime diyorum ki; neden kedilerden bu kadar çok kaçtın, neden daha önce eve kedi almadın, Enise daha önce sen nerelerdeydin. Sen o gece olmasaydın, ben bu yazıyı, kucağımda uyuyan Yumak ile birlikte yazamayacaktım.

Geçtiğimiz hafta tivibu da kanalları gezerken bir kanalda tahinli pide yapımı vardı. Sunucu o kadar iştahla yedi ki onu görüpte insanın canının çekmemesi mümkün değil. Gece gece üşenmeyip kalkıp yapasım geldi. Ertesi gün duramadım ve tahinli pideyi denemeye karar verdim. İlk deneme gayet başarılı olunca çarşamba günü gelecek misafirlerime yapmaya karar verdim. Misafirlerimde beğenince sizlerle paylaşmak istedim.

İçli Dışlı Ballı Tahinli Pide

İçli Dışlı Ballı Tahinli Pide

Tahinli pide aslında Ege yöresinde yemekten sonra tatlı olarak tüketilir. Buyrun tarife geçelim.
Malzemeler:
Hamur için malzemeler:

  • 3 su bardağı un
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 su bardağı su
  • 1 paket ınstant maya

İç malzemesi:

  • 250 gram tahin
  • 6 yemek kaşığı bal
  • 4 yemek kaşığı toz şeker

Üst malzemesi:

  • 250 gram tahin
  • 2 yemek kaşığı tepeleme toz şeker

Fırından çıktıktan sonra:

  • 8 yemek kaşığı bal
  • İri parçalanmış fındık ve ceviz içi
  • İsterseniz toz antep fıstığı

Yapılışı:
Fırınımızı önce 200 derecede ısıtıyoruz.
Hamur yoğurma kabımızın içine, un, maya ve tuz koyuyoruruz elimizle karıştırdıktan sonra su ilave edip, yumuşak bir hamur elde ediyoruz. (Kullandığınız unun kıvamından 1 su bardağı su az gelebilir. Elinizi ıslatarak yuğurmaya devam edin asla ekstra su ilave etmeyin.) Üzerine bir bez örterek yarım saat hamurumuzu dinlendiriyoruz. Hamurumuzu elimizle ikiye bölerek unlu tezgahta merdane ile uzunlamasına açıyoruz.

İçli Dışlı Ballı Tahinli Pide

İçli Dışlı Ballı Tahinli Pide

Üzerine iç malzememiz olan 250 gram tahinimizin yarını döküyoruz. Kaşık yardımı ile iyice etrafına yaydırıyoruz. Tahinin üzerine 3 yemek kaşığı balı gezdirerek döküyoruz ve 2 yemek kaşığı toz şekeri elimizle serpiyoruz. Hamurumuzu uzunlamasına rulo yapıp elimizle sündürerek neredeyse 3 katı uzatıyoruz. (Hamurumuz uzadıkça incelecektir.)
Kendi etrafında yuvarlayıp 5 dakika dinlenmeye bırakıyoruz.

İçli Dışlı Ballı Tahinli Pide

İçli Dışlı Ballı Tahinli Pide

Hamurun altını ve üzerini unlayıp yine merdane ile fırın tepsimizin içine sığacak büyüklükte açıyoruz. Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsimizin içine pidemizi koyuyoruz. Üzerine sürmek için ayırdığımız 250 gram tahinimizin yarısını döküyoruz ve kaşıkla yine pidemizin her tarafına sürüyoruz. Tahinin üzerine 1 yemek kaşığı yoz şeker serpip fırına veriyoruz. (Benim fırınım 10 dakikada pişirdi.) Fırından çıkınca hemen üzerine 4 yemek kaşığı balı gezdiriyoruz (Sakın kaşıkla sürmeye kalmayın pidenin üzeri bozulur) ve fındık, ceviz, fıstık serpiyoruz.

İçli Dışlı Ballı Tahinli Pide

İçli Dışlı Ballı Tahinli Pide

Kalan ikinci hamurumuza da diğer malzemelerimiz ile aynı işlemi uyguladıktan sonra dilimleyip mümkünse sıcak servis yapıyoruz.
Not: Pidenin üzerine kullanacağınız balı önceden buzdolabına kaldırırsanız balınız sertleşir ve tahinin üzerine eşit miktarda dökmeniz kolaylaşır.
Yukarıdaki ölçülerden 2 adet yani iki ayrı tepside pişireceğiniz pide çıkıyor. Toz Antep fıstığı olmadığı için ben kullanamadım. Eğer elinizde varsa kesinlikle kullanmanızı öneririm.

Afiyet olsun

Hellim Peynirli Makarna

Hellim Peynirli Makarna

Hellim Peynirli Makarna

Makarna deyince, iç malzemesi bol, soslu makarnalar aklıma geliyor. Makarnaya ne koysan yakışır ama koyduğun malzemeler birbirine yakışır mı orası önemli işte… Akşam evde yemek yoksa hemencecik hazırlanan basit bir makarna yiyenleri şaşkına çevirebilir. İşte bu makarnada öyle bir makarna yapımı çok basit yemesi çok keyifli…

Hellim Peynirli Makarna

Hellim Peynirli Makarna

Malzemeler:

  • Yarım paket makarna (ben Barilla Pipette kullandım)
  • 2 adet kırmızı biber
  • Yarım kalıp hellim peyniri
  • 6-7 dal maydanoz
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 çay kaşığı kekik

Yapılışı:
Makarnamızı kaynayan tuzlu suyun içinde haşlıyoruz. Diğer tarafta teflon tencerenin içinde tereyağımızı eritiyoruz. İnce ince kıydığımız kırmızı beberlerimizi arada karıştırarak pişiriyoruz. Hellim peynirimizi küçük küpler halinde dlimliyoruz ve kırmızı biberlerimizin içine koyuyoruz. Arada karıştırarak kızartıyoruz. İnce ince kıydığımız maydanozlarımızı ekliyoruz üzerine suyunu iyice süzdürdüğümüz makarnamızı ekliyoruz. Kekiği serpip karıştırdıktan sonra sıcak olarak servis yapıyoruz.
Afiyet olsun.

Brunch

Brunch

Brunch

Çok uzun zamandır misafir ağırlayıp sofra hazırlamamıştım. Hazırladığım bazı sofralar oldu ama özenerek hazırlanmış sofra olmayıp yada teleşeli bir ana denk gelip fotoğrafını çekmeyi ihmal etmiştim. Ardından tadilat işleri derken epey ara vermiş oldum. Yeni mutfağımdan sonra ilk hazırladığım sofra kahvaltı sofrası. Misafirler geç gelince kahvaltı değilde brunch yapmış olduk. İşte bizim brunch soframız dört kişik çok samimi bol kahkahalı bir sofranın görüntüleri.

Brunch

Brunch

Brunch soframızda neler vardı?

Kahvaltılıklar

Kahvaltılıklar

Kahvaltılıklar

Krep

Krep

Yemesi kolaylık olsun diye kürdana taktımız krepler

Elma dilimi patates

Elma Dilimi Patates

Elma Dilimi Patates

Kuru Yemiş Tabağı

Kuru Yemiş Tabağı

Kuru Yemiş Tabağı

Elmalı Kurabiye

Elmalı Kurabiye

Elmalı Kurabiye

Bal Kabaklı Etimek Tatlısı

Bal Kabaklı Etimek Tatlısı

Bal Kabaklı Etimek Tatlısı

Yumak

Yumak

Ayşegül’ün Objektifinden maskotumuz Yumak :)

Annemin Elmalı Kurabiyesi

Annemin Elmalı Kurabiyesi

Annemin Elmalı Kurabiyesi

Hani bir bisküvi reklamı vardı ” anne eli değmiş gibi” sloganını kullanıyorlardı. Bu kurabiye de anne eli değimiş kurabiyelerden. Anne eli değmiş gibi değilde anne kurabiyesi demek daha olacak. :)
Bazen çocukluğumun lezzetlerini arıyorum, olsada yesem diyorum. Belki 2 belki 3 yıl oldu elmalı kurabiye yapmayalı ve yemeyeli. Bu tadı ne kadar çok özlemişim anlatamam.

Annemin Elmalı Kurabiyesi

Annemin Elmalı Kurabiyesi

Malzemeler:

  • 250 gram tereyağı veya margarin
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 yumurta
  • 1 paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un

İç malzemesi:

  • 6 adet orta boy elma
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • İsteğe göre ceviz

Üzeri için:

  • Pudra şekeri

Yapılışı:
Kurabiyemizi yapmaya önce elmaları pişirerek başlıyoruz.
Elmalarımızın kabuklarını ve çekirdeklerini temizliyoruz ve rendeliyoruz. Bir tencerenin içinde toz şeker ile birlikte pişiriyoruz. Pişen elmalarımızın içine tarçın ekleyip iyice karıştırıyoruz.
Hamur yoğurma kabımızın içinde, tereyağı, sıvıyağ, yumurta, yoğurt ve kabartma tozunu koyuyoruz. Un ile birlikte kulak memesi yumuşaklığında bir hamur hazırlıyoruz. Hamurumun üzerine bir bez örterek 15 dakika dinlendiriyoruz. Elimize ceviz büyüklüğünde parçalar alarak içine 1 tatlı kaşığı elma koyarak kurabiyemizi şekillendiriyoruz. 180 derecede ısıtılmış fırında hafif pembeleşene kadar pişiriyoruz. Fırından çıkar çıkmaz kurabiyelerimizin her tarafını pudra şekerine buluyoruz. Soğuyunca servis yapıyoruz.
Afiyet olsun

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 210 other followers